Lesbian por can paralyzed people get erections ??? Asian Girl Model; asian blacked,

Pirates lineup
- ??? thick latina - hot latin women??? Best Porstars
Black Jeans jeans bgm
Wedding designers hot guys cumming ??? Russian Quotes;
Soft Phorn jobs that pay under the table in florida
;

Business Name

ENGLISH

Nokta – Basın Özeti

Kategori : Basın Özetleri | Geri Dön

-1920’lerin avangardlarından, Andy Warhol’a kadar Marice Lemaitre’in lettriste/harfçi sinemasından özgürleşmeye, en son video sanatının manifestolarına kadar herşeyi görmüş olduğumuzu sanırdık….Aksiyonun süresinin filmin süresine denk düşmediği bir uzun metrajı tek planda çekmiş bir filmin keşfi de varmış…Derviş Zaim’in beşinci filminde uygulanmış parlak buluş böyle. Nokta’da herşey çizgisel bir kronoloji izlemeden sanki tek planda çekilmiş izlenimini veriyor. Jean Roy. L’Humanite. 11 Haziran 2008

-Derviş Zaim’in “Cenneti Beklerken” ile başladığı İslam estetiğinin yeniden inşası, “Nokta” ile devam ediyor. Bu gerçekten büyük ve iddialı bir misyondur ve Zaim, bu yeni filmi, “Nokta” ile bu büyük misyonun üstesinden layıkıyla geliyor. Estetikle tasavvufun birbirine eklemlendiği bir başyapıt. ‘Nokta’…Hilmi Yavuz. Zaman, 13 Mayıs Çarşamba

-Kadim değerlerimizle moderniteyi buluşturmayı başarmış bir film Nokta. Hikayesi hat sanatının çevresinde dönüyor. Hattatın kağıdındaki sonsuz beyazlık, yönetmenin filminin fonundaki sonsuz beyazlıkla (tuz gölü) buluştuğunda ortaya birbirleriyle örtüşen ve aynı zamanda kesişen iki hat çıkıyor; kesik uçlu kalemin çizdiği hatla, kameranın görüntülediği hareketli hayat hattı. Gizemi hiçbir zaman tam manasıyla çözülmemiş olan hattın, ihcamla yazılması, yani hattın tek bir el hamlesiyle, elin kağıttan kaldırılmadan bir seferde bitirilmesi marifetinin sinemada karşılığı olabilecek bir anlatım dilini seçmiş Derviş Zaim; filmin tek bir planda çekildiği izlenimini oluşturmak istemiş…Noktanın özle biçim uyumu ideal bir denge içinde çözümlenmiş görünüyor… Film sistem sinemasını deşifre eden bir yapıya sahip ve noktasını da bu deşifrasyona koymuş zaten. Telesiyej, Taraf, 11 mayıs 2009

-İşin ilginci, izleyicinin algısını kolaylaştırıcı işaretler kullanılmamasına, geleneksel hikaye anlatımından uzaklaşılmasına rağmen, olayların takibinde bir zorluk yaşanmaması. Yönetmen, meramını, alışılageldiğimiz şekilde, doğrudan aktarmamayı tercih etse de hikayede neyin, nerede olduğunu açıkça algılayabiliyoruz.
Derviş Zaim’in hikayeyi ve ve estetiği birleştirirken bu yüzyıllık zanaatleri nasıl hayati bir yere koyduğu da burada ortaya çıkıyor. Onları hikayenin vazgeçilmez bir unsuru haline getirince filmdeki olay örgüsü ve kurgu, estetik gibi ögeler ayrılmaz biçimde iç içe geçiyor. Erman Ata Uncu, Radikal İki. 10 mayıs 2009

-Derviş Zaim’in listesindeki iyi kotarılmış orijinal filmler gittikçe çoğalıyor…Noktada minimalist bir dekor kullanılıyor ve böylelikle süreklilik duygusu yansıtılıyor, eskiyle yeni, hatla, sinema sanatı da iç içe geçiyor. Ne demeli; gerçekten zor ve takdire şayan bir proje. Alper Turgut, Cumhuriyet, 11 mayıs, 2009

-Türk sinema tarihinin en cesur denemelerinden biri. Ali Murat Güven, Yeni Şafak,9 mayıs 2009

-Nokta’yı.. ben yönetmeninin sinema tutkusuyla dolu, görmeye değer, önemli bir çaba olarak değerlendiriyorum. Mehmet Açar, Habertürk, 8 mayıs 2009

-Bir an kendimi terapi odasında zannettim. Oysa sinemada film (Nokta) izliyordum…Artık biliyordun ki; bazen nokta hayatın ta kendisidir. Mustafa Ulusoy, Zaman Cuma, 15 mayıs 2009

-(Derviş Zaim’in başkahramanı Ahmet’in iyi niyetle ve bilmeden kötülük yapması ve sonradan kendi kendini cezalandırması) ilahi adalet midir, yoksa seküler bir dünyada etik sahibi bir bireyin kendi yarattığı olaylara karşı duyduğu sadakatin, yani özsaygının ve erdemin yolaçtığı bir sonuç mudur, bunu ilk bakışta bilemeyiz. “Kötülük yapan cezasını bulur” gibi içinde “öznenin hakikati” olmayan ahlakçı bir yargılama da düşünülebilir. Hele hele sözkonusu olan, Kutsal Kuran hırsızlığı olursa.
Bana öyle geliyor ki,Derviş Zaim, bir özne olarak “yarattığım veya sebep olduğum her olaya karşı sorumluyum (sadığım)” gibi, özünde varoluş felsefesi ve seküler bir etik anlayışına uzanan bir yerlerde dolaşıyor. Kahramanın (Ahmet’in) vicdani olanın dışında hiçbir sorumluluğu yokken, kendi kendini cezalandırmaya yönelmesi de bundandır…Ancak en önemli soru şudur: Ahmetin kendi kendini cezalandırması bir zorunluluk ve kaçınılmaz birşey miydi, yoksa bir tercih mi? “Zorunluluktu ve de kaçınılmazdı” dersek, Metafizik içinde kalmış oluruz. Yanıtımız “ tercihti” şeklinde olursa, metafizik İyi’nin ve Kötü’nün ötesine geçerek bir okuma yapabiliriz diye düşünüyorum. Niyazi Kızılyürek