Lesbian por can paralyzed people get erections ??? Asian Girl Model; asian blacked,

Pirates lineup
- ??? thick latina - hot latin women??? Best Porstars
Black Jeans jeans bgm
Wedding designers hot guys cumming ??? Russian Quotes;
Soft Phorn jobs that pay under the table in florida
;

Business Name

ENGLISH

Kitapları

Kategori : Edebiyat | Geri Dön

kitap kapağı

Ares Harikalar Diyarında

Yirmidördüncü Bölüm

Yirmiüç Nisandan beş Mayısa kadarki oniki günlük sürede zaman çok yavaş aktı. Yavaş aktı çünkü zamanı hızlandırmayı başarabilecek derinlik ve yoğunluktaters bir olay, ters bir davranış, ters bir sözcük bir türlügözükmedi: Alışılmış olaylar, sınırlı davranışlar, sıradan sözcükler oniki gün boyunca bir buçuk iki kilometre karelik alanda gidip, geldi: Öğle yemeği saat oniki ile iki arasında çıkıyordu. Uçak ve Uzay Bilimleri binasında tamirler sürüyordu. Herşey kendi kendini tekrarlıyordu, öyle ki sık sık tekrarlanan şeylerin yarattığı monotonluğu kağıda geçirmek için kullanılabilecek ard arda sıralama yöntemi bile, kağıda kaleme sarılıp, bir tire şimdi oniki gün boyunca sık sık tekrarlanan alışılmışlıklar diye yazılmaktan bir türlü…

1- Şimdi oniki gün boyunca sık sık tekrarlanan alışılmışlıklar ve o alışılmışlıkları daha farklı biçimde ifade etmeye çalışan Selim: Selim yurt odasındadır. Penceresinin yanında duran masaya oturmuş; bilmem kaç zamandır gördüğü süreklilikleri kağıda nasıl aktaracağım düşünmektedir. Bilmem kaç zamandır gördüğü süreklilikleri nasıl ifade edeceğini düşünürken de pencereden dışarıya ya da yanındaki resimli romana bakmakta, böylelikle süreklilik duygusuna bağlı olan ger-

Sayfayı çevirince yirmidördüncü bölümle karşılaştın ve şaşırdın. Anla artık. Biz bir romanın kahramanlarıyız. Sen şuanda benim yazdığımı zannettiğin cümleleri okuyorsun. Ama okuduğun cümleleri ben yazmadım. Bu cümleleri başkası yazdı. Yalnızca tükenmez kalemle sayfa kenarına karalananlar bana ait. Garip ama bu satırlar, içinde yer aldığımız

çeklik duygusunun kırılarak şey olmasını sağlamaktadır. Gerçeklik duygusunun kınlması, esasında işe yarar sonuçlar doğurabilecektir. Doğurabilecektir çünkü gerçeklik duygusu kırıldıktan sonra ortaya çıkacak süreksizliklerin arasına aykırı teknikler yerleştirilecek; aykırı teknikler monotonluğun hem kalkmasına, hem de farklı biçimde kağıda aktarılmasına yol açacaktır: Mevzu tekniktedir.Ensesini, saçlarının dibini kaşıdı. İçinden öyle geldiği için Ziya’ nın çizdiği resimli romanı burnuna yaklaştırdı. Kokladı. Ziya’nın çizdiği karakter, kampüsü mutlu bir yer değil; kaygı, boşluk, sıradanlık ve yapaylıkla dolu kelek bir yer olarak görmüştü. Ziya kampüsteki sürekliliği kırarken sıradan olana gizlenmiş olağanüstüyü ortaya çıkarmayı; ters bir sözcük, ters bir cümle, ters bir renkle karşılaşmayı dilemişti. Aslında tutku tekti: Tutku, sinema sanatının araçlarıyla insan ruhunun tıpkısının elde edilebileceğini sezinleyen bir insanın duyduğu tutkuydu. O tutku uyarınca; mekânlar alışılmış olanın ardında yatan olağanüstüyü eşelemeye çalışacak, böylelikle beton ormanları ve katran gölleri arasından süzülüp su yüzüne çıkacak serseri bir renk zamanın pasım, geçmişteki haz ve acı anlamlı duyuracak, seyirciyi rahatsız edecekti. Bütün bunlar nedeniyle…

Resimli romanı masaya bıraktı. Dışarıyı süzdü: Delta kanat selvi ağacına çarpmıştı. Kusursuz olmak, herkes tarafından sevilmek isteyen sarışın kız sinema

bir romanın satırları. Bu satırlar roman içinde üç kez tekrarlanan bir bölümün satırları. Bizler bu satırlar sayesinde varoluyoruz ve bu cümleleri artık kötü niyetinden iyiden iyiye emin olduğum bir yazar kaleme aldı. Nasıl bir ihanetle karşı karşıya kaldığımızı öğrenmen için bu cümleleri sana ulaştırmak istedim. Hep söylerler: İnsan hep sınırlar içinde yaşayan ama aynı zamanda kendisine verili sınırları aşma yeteneği de olan bir yaratıktır. Bizlerin de  sınırları aşma yeteneğiyle

kulübü başkanı ile merdivenlerdeydi. Merdivenler tamir ediliyordu. Herkes herkese gülümsüyordu. Herkes merdivenleri üçer beşer çıkmak, toplumsal bir başarı olmak, hoşlanılmak, takdir edilmek, melekten yana görünmek, merdivenlerden bir kere daha inmemek istiyordu. Merdivenleri…

Yazmadan önce kalemi kokladı. Önemli olanın ahlaki temelleri ortaya koymak olduğunu; ahlaki temelleri ortaya koyduktan sonra ister kampüsü, isterse kampüsten çok daha tekdüze bir mekânı şakır şukur anlatabileceğini, anlatırken de adam baymayacağım düşündü, yeniden merdivenlere baktı.Kampüs hergün inilen yirmibeş basamaklı bir merdiven kadar tekdüze bir yerdi. Tekdüze bir yerdi ama tekdüzeliğin kumaşına ince ince sızan küçük kaygılar, osuruktan trajediler, sahte gerilimler de eksik değildi. Öyle ki dürüst bir göz kampüsteki monotonluğu o küçük, o çelimsiz trajedilerle birlikte vermek zorunluluğunu ister istemez hissediyordu. Sınırda olanların merkezde olanları az ya da çok değiştirebileceğini anlatmak, öte yandan herşeyin hep aynı olduğunu, herşeyin dönüp dolaşıp aynı yere geleceğini, aradaki irili ufaklı değişikliklerin döngüselliği bozmaya yetmediğini de ifade etmek, yani bir merdivenin bilmem kaçıncı basamağında olduğunu varsaymak, herşeye oradan başlamak, her şeyi dönüp dolaştınp yine oraya getirmek.

Gözlerini yumdu: Teknik bu olabilirdi. Yani bu

Donatıldığını düşünmek istiyorum. Bizler de bize verili sınırlara ihanet etme yeteneği bulunan yaratıklar olmalıyız. Pek iddialı bir cümle sarfettim belki. Ancak elimizde iddiadan başka (bu içtensizlik, yapaylık, bozukluk, dilsizlik, sahtelik denizinde) çok az şey kaldığı düşüncesindeyim. O düşüncede olduğum için kağıda kaleme sarıldım. Sana ulaşıp ulaşmayacağını bilmediğim satırlar bunlar! Ciddiye